Buruk Bir Anneler Günü – Artı Gerçek / Sezin Öney


Birbirinden nefret etmek, birbirini insan yerine koymamak bir siyasi ve toplumsal kültür haline dönüşünce, başkalarının acısını keyif vesilesi yapmak da bu kültürün bir parçası haline gelir.


Bugünü kaç anne ağlayarak geçirecek…

Dünya bir çocuk getirmiş, bilfiil doğurmadığı çocuklara annelik eden, şefkatli anaç duygularla bir şekilde birilerine kol kanat geren birçok kadın, bu Anneler Günü’nü çok buruk geçirecek…

Bu kadar çok şiddetin yaşandığı, bu kadar çok insanın öldüğü ve acı çektiği, sırf yazı çizileri-düşünceleri yüzünden hapsedildiği bir ülkede başka türlüsü mümkün mü?

Oysa, daha birkaç sene önce bile hiç böyle değildi. Birçok ümidimiz vardı…

Hele 2000’lere doğru geri gidersek, demokratikleşme ile ilgili ne hevesler ve heyecanlar duyuyorduk; o gün iyi olmayabilirdi ancak, gelecek ümidi vardı.

Uzaktan da olsa, bu haftasonu İstanbul’da gerçekleşen, “Barış Mücadelesinde Kadınlar: Sırbistan, Kosova ve Türkiye” konferansını takip etmeye çalıştım. Demos Araştırma ve Friedrich Ebert Vakfı’nın düzenlediği konferansta kadınlar, barışı, çatışma süreçlerinden sonra diyalog kurmayı, toplumsal yaraları sarmayı konuşuyordu.

Bir zamanlar, biz böyle şeyleri, barışı, demokratikleşmeyi, diyalog kurmayı, insan haklarını, hukuk devletini çok sık konuşurduk…

Kırgınlığa, umutsuzluğa rağmen de hala konuşabilmek lazım. O nedenle de, “Barış Mücadelesinde Kadınlar” konferansının düzenleyiciler gerçekten iyi bir iş yaptılar. Öncelikle, bizlere, neleri konuşamadığımızı, neleri konuşmayı unuttuğumuzu anımsattılar.

Çatışma-barışma üzerine düzenlenen tüm konferanslarda söylendiği, bu süreçlerin içinde yer almış herkesin dile getirdiği gibi; savaşmak ve nefret etmek, barışmak ve kutuplaşmayı aşmaya çalışmaktan daha zor…

Ne yazık ki, Türkiye de toplumsal olarak, yaşamın her alanında, kutuplaşmaları derinleştirmekle meşgul şu aralar.

Konferansın katılımcılarından, Makedonya doğumlu siyaset bilimci Ana Miškovska Kajevska, “Başkalarının acısına tanık olmak ve başkalarının acı dolu hikayelerini dinlemenin, barış için en önemli adım olduğunu” söylüyordu. Kosova Kadınlar Ağı’nın direktörü Igballe Rogova ise, Sırplarla Arnavutlar arasındaki “nefret duvarından” kendisinin de etkilendiğini ve Slobodan Miloşeviç’e karşı duran Sırp kadınlarının çabasına tanık olduğunda bu duvarı aşabildiğini aktarıyordu.

Bu sözler bana özellikle acı geldi. Türkiye’de öyle bir noktadayız ki, başkalarının acılarından keyif duyanlar var. Öyle ki, başkasının acısından zevk duymak bir kültür haline geldi.

Birbirinden nefret etmek, birbirini insan yerine koymamak bir siyasi ve toplumsal kültür haline dönüşünce, başkalarının acısını keyif vesilesi yapmak da bu kültürün bir parçası haline gelir.

Evet; öyle bir noktayız ki artık, siyasi veya kimliksel nedenlerle bazıları, kendi ülkesinin vatandaşlarına “böcek”, “katli vacip haşerat” gibi bakıyor. Üstelik de, birbirlerini tanımış, aynı ortamı paylaşmış, karşısındakinin iyiliklerine tanık olmuş insanlar da yapıyorlar bunu…”Kötülük” öyle çok uzağımızda değil; bir zamanlar, yüzyüze baktığınız insanlar bile, tetikçiliğinizi büyük bir keyifle yapabilirler…

Nefret duvarlarını değil aşmaya çalışmak, sürekli yenilerini örüyor bazı kesimler, bazı insanlar…

Beton beton duvarlar… İçeride, dışarıda duvarlar… Nefret, içlerini betonlaştırıyor insanların…

Onun için bugün, buruk bir anneler günü…

“Analar ağlamasın” bu toplumda çok sık yinelenen bir sözdü. Onun yerine, “Analar ağlarsa ağlasın, hatta onlara da ne olursa olsun” haline geldik. Bunun bir ilerisi, anaların da hedef olması… Ki zaten, 19 Aralık 2015’te Taybet İnan’ın öldürülmesi, cenazesinin yedi gün sokakta kalması da, tam böyle bir durum değil miydi?

Çocuklarını yitiren, çocuklarının babaları tutuklu olan, kendileri tutuklu olan ve adaletsizlikleri görmekten yılgın, bitap, kırgın olan tüm kadınların, Anneler Günü’nü kutlarım yine de…

Anne olsun olmasın, isterse erkek olsun; başkalarına kol kanat geren duygulara sahip olanların bugünü kutlu olsun.

Olsun ki, geleceği kazanmak için önce, ümit edebilsinler… Başka bir hayat ve dünyanın mümkün olabileceğini, her şeye rağmen düşünebilsinler.

Sezin Öney
Kaynak: https://www.artigercek.com/buruk-bir-anneler-gunu

+ There are no comments

Add yours